bagisiadesi
T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 29.—20 Hukuk Müşavirliği Sayı: B.05.0.HUK.0.00.00.02-647.03.01/ 1/5403 30./10/2009 Konu: Bağış iadesi BAKANLIK MAKAMINA
İlgi O: Dernekler Dairesi Başkanlığının 29.09.2009 tarih ve B050DDB0000007-090.05-3021 sayılı yazısı
GÖRÜŞ İSTENİLEN KONU : Bağış yoluyla dernekler adına tescil edilen taşınmazların veya diğer gelirlerin, dernekler tarafından bağış yapanlara iade edilip edilemeyeceği hususunda Bakanlık görüşü istenilmektedir.
Mi
gö Gk reza Nel a
İLGİLİ BİRİMİN GÖRÜŞÜ : Dernekler Dairesi Başkanlığı konuya ilişkin olarak;
“, .bağıştan dönme (rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir haktır. Dolayısıyla 818 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinde sayılan, bağışı kabul edenin; bağışlayana ve yakınlarına karşı bir cürüm işlemesi, kanun gereği yapmakla zorunlu olduğu ödevlerini önemli bir suretle aksatması, bağışlamayı sınırlayan hakları bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi halleri dışında, yapılan bağışın şartlı veya şarisız olmasına bakılmaksızın bağış iadesinin yapılamayacağı... ”
Şeklinde görüş belirtmiştir.
HUKUK MÜŞAVİRLİĞİNİN GÖRÜŞÜ:
Konu ile ilgili mevzuat incelendiğinde;
22.04.1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesinde; “Bir kimse, diğerine
hibe ettiği malı; diğer mallardan bilfiil tefrik etmiş olsa bile, mevhubünlehin kabulüne kadar hibesinden rücu edebilir.”
818 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinde; “Yahip, aşağıdaki hallerden biri vukuunda elden yaptığı hibeden veya tenfiz ettiği taahhüdünden rücu ve mevhubunlehin elinde halen ne kalmış ise oflun iadesini dava edebilir.
1 — Mevhubunleh, vahibe yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürum irtikap ederse.
2 — Mevhubunleh, vahide veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir suretle riayelsizlikte bulunmuş ise.
3 — Mevhubunleh, hibeyi takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse. ”,
Aynı Kanunun 245 inci maddesinde; “Hibeyi taahhüt eden kimse, aşağıdaki hallerde taohhüdünden rücu ve tenfizinden imtina edebilir:
1 — Elden hibe edilen bir malın istirdadını talebe salahiyet veren sebeplerden biri varsa.
2 — Hibeyi taahhüt ettikten sonra tenfizi müteahhit için fevkalade külfetli olacak derecede mali vaziyeti değişmiş ise.
3 — Hibeyi taahhütten sonra yeni veya hissolunacak derecede külfetli aile vazifeleri tehaddüs eimiş İse,
İnönü Bulvarı No: 4 Bakanlıklar 06644 ANKARA Ayrıntılı Bilgi İçin İrtibat: V.YURTSEVEN Şef 1/4 Tel : (0312) 4224566 —Faks : (0312)424 05 85 e-Posta:hukuk(Gicisleri.gov.tr Elektronik ağ'www.icisleri.gov.tr
a N 22-20 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Hukuk Müşavirliği Sayı: B.05.0.HUK.0.00.00.02—-647.03.01//5 /03 32.110/2009
Konu: Bağış iadesi
Hibeyi taahhüt eden kimse borcunu edadan aczi tevsik veya iflası ilan olunur ise, hibe taahhüdü iptal olunur. ”,
Yine aynı Kanunun 246 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “Wahibin, rücu sebebine vakıf olduğu günden itibaren bir sene içinde hibeden rücu etmeğe hakkı vardır. ”,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mirasçılıktan çıkarma” başlıklı 510 uncu maddesinde; “Aşağıdaki durumlarda miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
- Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, Ri 2. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse. ”,
Yargıtay'ın 818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili birçok kararı bulunmaktadır. Örneğin;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.01.2001 tarih ve E:2000/15621, K:2001/886 sayılı kararında; ©“... bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın tek taraflı, bağışlanana varması gerekli beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlanan bağışlayana veya yakınlarına karşı bir cürüm işlerse veya yasa gereği yapmakla zorunlu olduğu ödevlerini önemli surette aksatırsa yahut bağışlamayı sınırlayan ödevleri haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmezse, bağışlayan bağıştan dönme (rücu) sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde beyanda bulunmak veya dava açmak suretiyle bağıştan dönebilir. Bağıştan dönme (rücu), Borçlar Kanununun 244. maddesinde aynen “bağışlayan aşağıdaki hallerden biri vukuunda elden yaptığı bağışlamadan veya tenfiz ettiği taahhüdünden rücu ile bağışlananın elinde hala ne kalmış ise onun iadesini dava edebilir:
1- Bağışlanan bağışlayana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm irtikap ederse
2- Bağışlanan bağışlayana veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlikte bulunmuş ise, il
3- Bağışlanan, bağışlamayı takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse? şeklinde hükme bağlanmıştır. Yasa koyucu, söz konusu maddenin birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan ıskat sebeplerini düzenleyen Medeni Kanunun 457. maddesi (4721 sayılı Kanunun 510. maddesi) arasında paralellik sağlamış, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istemiştir. Gerçekten basit olayların dönme (rücu) nedöni sayılması, yukarıda değinilen mahzurun yanında açıklanan yasa maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum yaratacağı gibi hak ve adalet duygularını da zedeler. Bu itibarla her iki madde hükümleri birlikte değerlendirilerek olayların kapsamları, nitelikleri özellikle vehamet derecelerinin göz önünde bulundurulması zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki bağıştan dönme (rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğundan bağışlanan ancak dönme (rücu) anında elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür... ”,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.02.1985 tarih ve B:1984/9133, K:1985/1223 sayılı kararında; “...bağışlanan, bağışlayana veya ailesine karşı yasal yükümlülüklerini yerine getirmez ya da bunlara
İnönü Bulvarı No: 4 Bakanlıklar 06644 ANKARA © (Ayrıntılı Bilgi İçin İrtibat: V. YURTSEVEN Şef 214 Tel : (0312) 4224566 —Faks ; (0312)424 05 85 e-Posta:hukuk(Gicisleri.gov.tr Elektronik ağ'www.icisleri.gov.tr si
TC. 22-20 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
Hukuk Müşavirliği
Sayı: B.05.0.HUK.0.00.00.02-647.03.01/ (5103 30.110/2009 Konu: Bağış iadesi
“ önemli biçimde uymazsa bağış yapanın dönme (rücu) hakkı vardır (BK. m. 244/2). Bağışlama
vaadinden dönme ise BK.nun 245. maddesinde dört hal sayılarak düzenlenmiş olmakla birlikte, bunun ilk üç hali, Borçlar Kanunu 244. maddede düzenlenen elden bağışlama ya da yerine getirilmiş fifa edilmiş) bağışlardan dönme halidir. Özellikle BK.nun 245. maddesinin 1. Jikrasında 'elden bağışlanan bir malın geri verilmesi (dönmezrücu) sebeplerinden biri var ise' bağışlama vaadinden dönüleceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda elden bağışlama veya yerine getirilmiş (ifa edilmiş) bağışlamadan dönme hakkı veren BK.nun 244. maddesi hükümleri, bağışlama vaadinden dönme de uygulanacaktır. ”,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1973 tarih ve E:1971/ I—224, K:1973/524 sayılı kararında; “... Dava konusu taşınmazdan yol geçirilmekten vazgeçilmekle, bağışlanan bağışlama amacına tahsis olunmamış, bağışlamada bulunan davacıyı terkine zorlayan neden ortadan kalkmış ve bunun sonucu olarak bağışlama niteliğinde bulunan hukuki muamelenin sebebinde var olan bağışlama koşulu gerçekleşmemiş olmasına göre, davalı belediye bedelsiz olarak aldığı taşınmazı gene bedelsiz olarak iade etmek zorundadır...”,
Denilmektedir.
Öte yandan bu konu, doktrinde de irdelenmiştir. Örneğin Velidedeoğlu ve Özdemir'in açıkladığı gibi, bağışlamadan tek yanlı bir açıklama ile cayılır. Bu cayma bağışlamanın nesnel sonuçlarını ortadan kaldırır. Eğer bağışlama yapılmış ise bağışlanan nesne nedensiz mal edinme kurallarına uygun olarak toplanmış ürünlerle birlikte geri verilir. Bağışlayan, bağışlama taahhüdünden kaçınabilir (Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU, Refet ÖZDEMİR; Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Genel-Özel, Yargıtay Yayınları:19, 1987, s. 454, Ankara). Öte yandan Marten ve Feyzioğlu, bağıştan dönme nedeniyle mirastan ıskat nedenlerinin bir arada incelenmesi zorunluluğuna temas etmektedirler (Alfret MARTEN, Borçlar Kanunu Şerhi, s. 319; Prof. Feyzi N. Feyzioğlu, Borçlar Hukuku, 1962, s. 173).
Yukarıdaki mevzuat hükümleri, yargı kararları ve dokirinin genel ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde;
- Bağışlamanın, tek yanlı sözleşme olduğu, sözleşmecilerden birinin kendi mal varlığında başkası yararına karşılıksız bir azalmayı üstlendiği, diğer bir ifade ile bağışlama sözleşmesi ile sadece bağışlayanın, bağışlama konusunu teslim ve mülkiyetini geçirme borcunun altına girdiği; bağıştan dönmenin (rücu) ise, kurulmuş olan bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan sebeplere göre hukuki ilişkiyi sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğu,
- 818 sayılı Kanunun 244 üncü maddesi uyarınca; bağış yapılan kişinin bağış yapana vefa yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi veya yakınlarına karşı kanun gereğince yükümlü olduğu ödevlerini önemli ölçüde aksatması yahut bağışlamayı sınırlayan ödevleri haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi şartlarının gerçekleşmesi halinde, bağışlayanın tescil edilmiş bağışından, sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde dönebileceği, bu sürenin, bir Kak düşürücü süre olduğu, bu süre içinde dönmeyi teşkil eden irade açıklamasının karşı tarafa varmasının gerekli ve yeterli olduğu, dönme üzerine bağış yapılanın elinde ne kalmış ise onun iadesini talep edebileceği,
- Aynı Kanunun 245 inci maddesi gereğince; bağış yapmayı vaat eden kimseye, elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteme hakkını veten nedenlerden birinin var olması veya bağışlama vaadinde bulunanın mali durumunun ağir derecede bozulması ya da bağışlama vaadinde bulunduktan sonra kendisi için yeni ailevi yükümlülükler doğmuş veya bu yükümlülükler kendini duyuracak ölçüde ağırlaşmış ise, bağışı yapanın bağışlama vaadinden dönebileceği,
- Anılan Kanunun 246 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fikraları hükmünce; bağışlayanın, bir yıllık süre geçmeden önce ölümünde, dava hakkının mirasçılara geçeceği ve mirasçıların bu bir yılın
g
TC, 22-29 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Hukuk Müşavirliği
Sayı: B.05.0.HUK.0.00.00.02-647.03.01//5Y 03 22.1102009 Konu: Bağış iadesi ”
» bitimine değin veya bağışlananın, bağışlayanı haksız olarak ve bile bile öldürmesi veya onun vazgeçme
hakkını kullanmasını engellemesi durumunda, bağışlayan mirasçılarının bağışlamadan dönebileceği, diğer taraftan aynı Kanunun 245 inci maddesinin son fikrasına göre; bağışlama vaadinde bulunan kimsenin borcunu ödeme güçsüzlüğünün saptanması veya iflasına karar verilmesi durumunda bu taahhüdünün geçersiz kılınabileceği,
- Öte yandan anılan Yargıtay kararlarına göre; yasa koyucunun, 818 sayılı Kanunun 244 öncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan çıkarma sebeplerini düzenleyen 4721 sayılı Medeni Kanunun 510 uncu maddesi arasında paralellik sağlamış olduğu, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istediği, basit olayların bağıştan dönme sebebi sayılması durumunda, bağış yapılanı bağış yapanın devamlı baskısı altında tutmasının yanında bahsedilen Kanun maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum meydana getireceği, hak ve adalet duygularını zedeleyeceği, bu itibarla her iki madde hükmünün birlikte değerlendirilerek bağış olayının kapsamı ve özelliklerinin göz önünde tutulması gerektiği,
Sonuç olarak, yukarıdaki kanun hükümleri, yargı kararları ve doktrinin genel ilkeleri doğrultusunda bağıştan dönme şartının bulunup bulunmadığının araştırılıp incelenmesi, Kanunda sınırları belirtilen şartlar gerçekleşmemişse, yapılan bağışın şartlı veya şartsız olmasına bakılmaksızın iadesinin yapılamayacağı değerlendirilmektedir,
Uygun görüldüğü takdirde görüş yazımızın Dernekler Daire kanlığına havalesini arz
ederim.
DERNEKLER DAİRESİ BAŞKANLIĞINA 30.,/BKİM/2009
ti
Mustafa B. DEMİRER Vali Bakan a. Müsteşar Yardımcısı
İnönü Bulvarı No: 4 Bakanlıklar 06644 ANKARA Ayrıntılı Bilgi İçin İrtibat: V. YURTSEVEN Şef 4/4 Tel : (0312) 4224566 -Faks : (0312)424 05 85 e-Posta:hukuk(Bicisleri. gov.tr Elektronik ağ'www.icisleri.gov.tr